Antalya Gazete Tarihi

Antalya Gazete Tarihi

ANTALYA'DA İLK MATBAA

Haydar Rüştü (Öktem) Bey'in 19 Aralık 1920 tarihinde İzmir'den matbaa makinelerini getirip Antalya'da Anadolu Gazetesi'ni basıncaya kadar Antalya'da, yalnız Yivli Minare'nin karşısında bulunan temizleyici Merhum Abdo'nun evinin altındaki kâgir mağazada Nikola Meli'nin kol gücüyle çalışan baskı makinesi, kesim makinesi ve cilt makinesi vardı. Matbaada, matbaa makinelerinin yanında çeşitli türde kağıtlar, divitler, kalemler, şişelerde mürekkepler, mor renkte kurutma tozu, kurutma kağıdı, defter, kalem, kağıt gibi malzemeler satılırdı.

Cumhuriyet'ten sonraki Matbaalar: Antalya Matbaası (1922), Şelale Matbaası (1947), İleri Matbaası (1949), Atayolu Matbaası (1953), Hürses Matbaası (1957), 1970'li yıllarda ise Karınca Matbaası, Reklam Basımevi, Kardeşler Matbaası, Yüksel Matbaası, Ar Matbaası, Emel Matbaası, Derya Matbaası, Damla Ofset adlarında matbaalar vardı. Bu gün Antalya'da yüzlerce ofset teknikle çalışan matbaa vardır. Entertip dizgi ise, halen yayını sürdüren İleri Gazetesi Matbaası'nda kalmıştır.
ANTALYA'DA İLK GAZETELER

Antalya'da Türk basınının tarihi ise 1920'lere uzanmaktadır. Kentte, 19 Aralık 1920 tarihinde İzmir'den Antalya'ya gelen Haydar Şükrü (Öktem) Bey tarafından Antalya'da Anadolu Gazetesi yayınlanmaya başlar. Cumartesi hariç her gün iki sayfa olarak yayınlanan Haziran 1922'de 4 sayfaya çıkan ve pedalla basılan bu gazete Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'nın Anadolu'daki sesi olmuştur. O günlerde Anadolu'da – Ankara hariç- iki gazete çıkmakta idi. Konya'da babalık, Antalya'da Antalya Gazetesi. Fakat ondan önce Antalya'nın iki gazetesi daha vardı: Anadolu ve Yeni Turan.

MİLLİ MÜCADELE'NİN GÜR SESİ: “ANTALYA'DA ANADOLU GAZETESİ”

İzmir'de Birinci Dünya Savaşı içinde gazete sayısı azalmış Mondros Mütârekesi'nin imzalandığı tarihte Türkçe olarak Ahenk, Anadolu, Duygu ve Köylü gazeteleri yayınlanıyordu. (*) Anadolu Gazetesi 1911 yılında İzmir'de kurulup yayına başlamıştı.

Haydar Rüştü (Öktem) Bey tarafından çıkartılan Anadolu ve Duygu gazeteleri İttihat ve Terakki yanlısı gazeteler olmaları nedeni ile İtilâfçı basının düşmanlığını üzerlerine çekiyorlardı. Anadolu ve Duygu gazetelerinin Başyazarı Haydar Rüştü "Cihanın Mukadderatının" Paris'te belirlendiği, Türk vatanının mirasına konulmak istendiği bir sırada, içeride İtilâfçıların ve onların yanında olan basının bu saldırılarını kınıyordu. Gerek bu iki gazete, gerekse sahibi Haydar Rüştü Bey, Rumca basının ve İtilâfçı basının saldırılarına uğruyordu. Bu nedenlerle sık sık mahkemeye veriliyordu. Nitekim, İzmir'in işgalinden önce her iki gazete de "Tahrik edici yayında" bulundukları gerekçesiyle son kez kapatıldılar. (*)

Anadolu'da çıkan Türkçe yayının İzmir'e sokulması yasaklandı ve buna uymayanlar Divan-ı Harp tarafından beş yıl hapse mahkûm oluyordu. Haydar Rüştü, 14-15 Mayıs gecesini Mustafa Necati Bey'in evinde birlikte uykusuz, endişeli bir şekilde geçirmiş ve ertesi gün de Yunanlıların İzmir'i işgalini görmüştü. Yunanlılar kendisini kara listeye almışlardı ve daha işgalin ilk gününden itibaren kendisini aramaya başlamışlardı. Haydar Rüştü Bey üç ay kadar saklandı. Haydar Rüştü Bey'in başına gelenleri öğrenen Antalya Kuvayi Milliye Cemiyeti bu yurtsever gazeteciye hemen sahip çıktı.

Antalya Kuvayi Milliye Cemiyeti, işgal kuvvetlerince kısmen tahrip edilen basımevini Antalya'ya nakledebilmesi ve gazetesini Antalya'da serbestçe yayınlayabilmesi için İzmir'de saklanmakta olan Haydar Rüştü (Öktem) Bey'e 1.000 lira gönderdi. Bu davete sevinen Haydar Rüştü Bey, İzmir'den ayrılarak, 19 Aralık 1920'de Antalya'da gazeteyi “Antalya'da Anadolu” adıyla yeniden yayımlamaya başladı. Antalya, o yıllarda İtalyanların işgali altında bulunuyordu. Gazete bütün güçlüklere karşın Antalya'da yayınını sürdürmüş ve Yunanlıların işgali altındaki İzmir'e sokulabilmiştir.

Gazeteci ve edebiyat öğretmeni olan Haydar Rüştü Bey. Anadolu Gazetesi ile gerek ulusal bilincin uyanmasında, gerek işgal güçlerine direnilmesinde önemli bir görev yapmıştır. Ayrıca gazete, ulusal güçlerin gerilemesiyle halkta baş gösteren karamsarlığa karşı da direnişe geçmişti. Cumartesi hariç her gün iki sayfa olarak yayınlanan ve Haziran 1922'de 4 sayfaya çıkan pedalla basılan bu gazete Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'nın Anadolu'daki sesi olmuştur. 533 nüshası yayınlanan ve 10 Eylül 1922 tarihli son sayısında ''Elveda'' başlıklı makaleyi kaleme alan Haydar Rüstü Bey, Antalyalılara kendisine gösterdikleri ilgiye teşekkür ederek bugün hala yayında olan ''Antalya'' adlı bir gazetenin yayına başladığını açıkladı. Gazetenin o günlerdeki başyazılarından birinde, Haydar Rüştü Bey şu sözlere yer vermektedir:

“Mademki ölmeye azmettik ve mademki esir yaşamak istemiyoruz, o halde cidalimiz (mücadelemiz), hakkımız teslim edilinceye kadar berdevam olacaktır. Amma bu hal bugün olmayacakmış, varsın olmasın. Bugünün yarını da var, öbür günü de var. Millet, metin ol!”

10 Eylül 1922 yılına kadar, yani Antalya Gazetesi kuruluncaya kadar yayınına devam eden “Antalya'da Anadolu Gazetesi” Antalya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti‘nin bir organı gibi çalıştı.

Gazete sütunlarının yarısından fazlasını dış politikaya, yerel haberlere Ankara gazetelerine oranla daha fazla yer ayırıyor; buğday, arpa ve diğer tarım ürünleri piyasasının fiyatlarını düzenli yayınlanıyordu. Ateşli makalelerle halkı cepheye yardıma, köylünün eğitimine, köyde salgın hastalıklarla mücadeleye çağırıyordu. Cumartesi dışında her gün yayınlanan Anadolu Gazetesi'nin Tirajı 800'ü buluyordu. Antalya'da Mayıs 1922 tarihine kadar 400'den fazla sayısı çıkmıştır, İzmir'de yayınlananlarla birlikte toplam sayısı 3000'e ulaşmıştır. Genellikle 2, bazen de 4 sayfa halinde yayınlanan gazetenin abonesi yıllık 1200, 6 aylık 600, 3 aylık 400 kuruştu. Bir sayının fiyatı 5 kuruştu. Eski sayıları 20 kuruşa satılır, ilan fiyatları anlaşmaya göre belirlenirdi.

İzmir'deki matbaasından kaçırabildiği küçük bir tipo ve bir pedal makinasıyla Milli mücadele boyunca Antalya'da kendi eski gazetesini Antalya'da çıkaran Haydar Rüştü; İzmir'in kurtuluşundan hemen yine İzmir'e dönmüştür.

YENİ TURAN GAZETESİ

Milli Mücadele yıllarında kentimize gelen Arif Oruç Bey, gizlice Haydar Rüştü ile temas ve pazarlık ederek pedal makinasını satın almıştı. Anlaşmalarına göre Arif Oruç, pedalı alıp Afyon'a gidecek ve orada gazete çıkaracaktı. Arif Oruç Bey, matbaayı satın aldıktan sonra; Belediye yanındaki Kabadayı Hüseyin Bey'in mağazasını kiralayıp “Yeni Turan” adıyla gazetesini çıkarmaya başlayınca, Haydar Rüştü Bey küplere binmişti.

Haydar Rüştü Beyin bu tepkisi üzerine; iki ay kadar sonra Arif Oruç Bey Antalya'dan ayrılmak zorunda kaldı. Bu nedenle yayın hayatı Antalya ancak iki ay kadar süren Yeni Turan Gazetesi çıktığı sıralarda Antalya Gazetesi, henüz kuruluş aşamasında idi.

ANTALYA GAZETESİ

Kentin ikinci gazetesi ve Antalya'nın ilk günlük ve yerel gazetesi olan Antalya Gazetesi, Milli Mücadele yıllarının en çetin günleri içinde, Antalya'da ilk kez

Cumhuriyet'ten hemen önce 9 Eylül 1922 tarihinde yayın hayatına atılmıştır. Antalya Gazetesi'nin ilk kurulduğu yıllar zorlu savaş yılları idi. Kurucusu "Patriot" [Vatanperver] lakabı ile tanınan Mehmet Emin (Adıson), doğruluk örneği insandı. Kendini millet hizmetine adamış ve Milli Mücadele'de büyük hizmetlerde bulunmuş vatanperver bir gazeteci idi.

Antalya'da halkın sesi olabilecek bir gazeteye gereksinim vardı. Mehmet Emin Bey kendisine nazaran çok daha varlıklı birkaç arkadaşı ile bir gazete kurmaya karar verdi. Yapılan iş bölümünde gazetenin idaresi ve baskı işlerini kendisi yürütecek; parasal gelir-gider bölüşülecekti. O zaman İstanbul'da eski Tanin Gazetesi'nin Matbaası satılıyordu. İstanbul'a giderek bu matbaayı satın aldılar ve Antalya'ya getirip kurdular. Antalya İtalyan işgalinde iken İzmir'den kaçıp gelen Haydar Rüştü Bey'in, İzmir'den Antalya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin yaptığı 1000 liralık parasal yardımla, matbaa makinalarının bir bölümünü Antalya'ya kaçırabildiği matbaada, o günlerde, Anadolu Gazetesi de yayınlanmakta idi.

O yıllarda dört sayfa olarak Cumartesi hariç haftanın 6 günü yayınlanan ve 500-600 adet basılan bu gazete, gerek ulusal bilincin uyanmasında, gerek işgal güçlerine direnilmesinde önemli bir görev yapmıştır. Gazete ulusal güçlerin gerilemesiyle halkta baş gösteren karamsarlığa karşı da direnişe geçmişti.

Anadolu Gazetesi'nden sonra, Antalya'nın ilk yerel gazetesi, “Düşmanın İzmir'de denize döküldüğü günü kendisine mutlu ve uğurlu bir başlangıç kabul ederek “Antalya” adıyla 9 Eylül 1922 tarihinde yayın hayatına başladı. Antalya Gazetesi, yurdun en kötü koşulları içinde yayın hayatına atılmıştı. Gazeteyi çıkarabilmek için, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarının silip süpürdüğü ticaret ve ekonomi hayatının en kötü koşulları içinde malzeme temini hiç de kolay olmamıştı. Ülkede yerli üretim olarak, basın hiçbir şeye sahip değildi. Henüz kurulmuş Büyük Millet Meclisi hükümeti de, yalnız savaşı zafere bağlamayı düşünüyor ve Anadolu'yu bu işlerde idare eden İstanbul'da da hain hükümet bulunuyordu.

Yapılan yayınlarla halkın yanında yer alan Antalya Gazetesi, kısa sürede. “Gazete” denilen kuvvetin Antalya'da ne kadar gerekli olduğu anlaşılmasını sağladı. Gazetenin yazı kadrosundaki gazetenin sahibi Mehmet Emin Bey, Hukuk Müdürü Av. Yusuf Cemal ve başyazar olarak İzmir'den getirtilen Kantarağası Zade Ömer Selahattin yazıları ile büyük ses getirdiler. Gazetenin yardımcı yazarları ve muhabirleri de vardı. Bunlar Ankara'da mebus Rasih Kaplan, Mebus Halil İbrahim, Kentin o zaman Birinci Noteri Aşir Bey ve tüccarlık yapan Ali Olcay idi.

Karşılarındaki düşman tek değildi. Yapılan yayınlar üzerine çıkarları zedelenen kişiler; sürekli gazete üzerinde baskı yapmaya başladılar. Mehmet Emin Bey'in ortakları, bu çıkarcıların öfkesinden ürkerek ortaklıktan kısa sürede ayrıldılar. Mehmet Emin Bey bu mücadele yolunda yalnız başına kalmış; üstelik gazetenin tüm giderleri onun omuzuna yüklenmişti.

Cumhuriyet Meydanı'nda şimdiki Valilik binasının batısında kalan büyükçe bir arsa ile bitişiğindeki ev, eskiden Mehmet Emin Bey'e aitti. İtalyan işgaline karşı tek başına karşı kafa tutan Mehmet Emin Bey, bu eylemlerinin karşılığı olarak Antalya'daki işgalci İtalyanlar tarafından Rodos'a sürüldüğünde Rodos'taki esaret hayatı sürecince hazır parası da tükenmişti. Gazetenin tüm masrafları da bu kez ona kalınca, ister istemez tek varlığı evini, gazetesinin giderlerine harcamak zorunda kaldı. Gazetenin kurulması sırasında başlayan bu yokluk ve özveriler ne yazık ki Mehmet Emin Bey'in hayatı sonuna kadar sürmüştür. Üstelik sağlığı da iyiden iyiye bozulmuştu.

Mehmet Emin Bey'in Antalya Gazetesi, işte bu çok zor koşullar içinde; haber alma olanaklarının zorluğu ve eski harflerle doldurabilme güçlüğüne rağmen günlük dört sayfa olarak çıkmakta idi. Parasız denecek kadar az olan resmi ilanlar, tüccar ilanları ilan gelirleri çok bir para tutmamasına rağmen, darülfünunda okuyan iki oğlu için de paraya gereksinimi duyuyordu. Ayrıca, uzun yıllar çektiği bir hastalık sahibi idi. Bu zor şartlar altında Mehmet Emin bey akşamları çok erken yatar ve gece yarısı kalkıp sabahlara kadar yazı yazardı. Gece gelen Ajans ve özel telgraf haberlerini alır; ertesi günkü gazetesinde yayınlamaya çalışırdı.

Osmanlı Devletinin bütün yoklukları içinde bulunulmasına rağmen yabancı bayrak ve düşman çizmesinden kurtulma yolundaki sınırsız milli azim bütün yurtta ‘yok'u var etmekte idi. Hiçbir memur mesai saati diye bir şey tanımazdı. Hele telgrafhane! Ancak üç-beş lira maaş alan muharebe memurları evlerine hiç gitmez, gidemezlerdi.

O devirde telgrafhane, şimdiki Tophane Parkına inen merdivenin bulunduğu yerde idi. Üç telgraf muhabere memuru vardı. Telgraf muhabere memurlarının sabahlara kadar Antalya Gazetesi'ne koşturarak, Milletin içini soğutacak siyasi ve milli haberleri hemen Antalya Gazetesine ulaştırılırdı. O devre göre, iki gün sonra gelen telgraflar normal karşılanırdı. Zira Ankara'dan Antalya'ya kadar tek bir telgraf hattı vardı ve güzergahtaki bütün vilayetler bundan faydalanırlardı. Hattın kırılıp bozulması da ayrı bir mesele idi.

Muhabere memurları evlerine gidemez olmuşlardı. Telgrafhane önü de sürekli bir kalabalık haldeydi. Merak ediyor ve bir şeyler öğrenmek istiyorlardı.

Antalya Gazetesi'nin kurucusu Emin Bey, akşam saat sekizde yatar ve gece tahminen 24.00'te kalkıp sabaha kadar yazı yetiştirirdi. Eski harflerle 0,90'lık gazeteyi o devirde Antalya'da çıkarmak bir mesele idi.

“ Gazeteci Mehmet Emin Efendi, (Patriot Emin):

Antalya'nın Balbey Mahallesi'nde 1294 (1878) yılında doğan Mehmet Emin Efendi Antalya'nın ilk gazetecisidir. Annesi Fatma Hanım, Babası Şeyh İbrahim Nurettin'dir. Altı aylıkken babası ölen Mehmet Emin, yokluk içinde kendi kendini yetiştirmiştir. İdadiye (Lise) kadar öğrenimden sonra ruhundaki vatan aşkı onu gönüllü asker olmaya sevk etmiş ve bu sayede Edirne, Selanik, Trabzon ve havalisini gezmiş ve (1317) 1901'de Antalya'ya dönmüştür. Rumeli'deki askerlik görevi sırasında gizli teşkilata, İttihat ve Terakkicilere karışan Emin Bey, Antalya'ya geldikten sonra evlenerek askerlikten ayrılmış ve Tapu kalemine katip girmiş, fakat bu arada gizli görevine de devam etmiştir.

Meşrutiyetin ilanından sonra Tapudaki görevinden ayrılarak donanma katibi ve sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti sorumlu katibi olmuş; on yıl bu siyasi görevini sürdürmüştür. Bu süre içinde ve Birinci Dünya Savaşı süresince çok gizli siyasi işlerde görev almış, dört yıl gizli sansür memurluğunu da yürütmüştür.

Mütarekeden sonra, savaştan önce olduğu gibi İtalyan propagandası ile amansız bir savaşa girişen Mehmet Emin Bey, İtalyan İşgali sırasında gelişen olayları yakından izlemiş, Türk gizli istihbarat makamlarına yardımcı olmuş, İtalyanların Antalya'da açtıkları okul ve hastanenin kapatılması için büyük bir mücadele vermiştir.

Birinci Dünya Savaşı çıktığı zaman Antalya'yı terk etmek zorunda kalan İtalyan konsolosu, İttihat ve Terakki Cemiyeti sorumlu saymanı Emin Bey'e, gülerek şöyle demişti:

“- Emin bey, ben bir deniz subayıyım. Belki memleketiniz bizimle savaşa girecektir ve çok iyi biliyorsunuz ki hükümetimin büyük emellerinin başında “Antalya” vardır. Antalya'ya ilk saldıracak gemide benim bulunacağıma şüpheniz olmasın. Eğer biz Antalya'yı işgal edersek size hemen Antalya'yı terk etmenizi tavsiye ederim. Çünkü buraya tekrar ayak bastığımda ilk ilgileneceğim kişi siz olacaksınız.” Emin Bey bu söze kendine has alçakgönüllükle ile şu cevabı vermişti:

“-Yanılıyorsun çorbacı! Vatan hizmetim asıl o zaman başlayacak. Beni yine burada, seni ilk karşılayanlar arasında bulacaksın. Bir Türkün dostunu nasıl, düşmanını nasıl karşıladığını takdir edecek kadar zeki olduğunu da biliyorum.”

Mütarekeden sonra bir akşam, hava kararırken İtalyanların Antalya'yı sessizce işgal ettikleri gün olan 28 Mart 1919 Cuma günü akşamı Emin Bey evinde silahlı önlem almış ve herhangi bir saldırıya karşı hazırlanmıştı. İşgalden yarım saat sonra Kavas Ahmet Ağa, yanında bir subayla evinin kapısını çaldı ve kendisine “İşgal Kuvvetleri Komutanı ve Konsolos'un ziyaret edeceklerini” tebliğ etti. Konsolos yine aynı adamdır. Biraz sonra Alay Komutanı ile beraber evine geldiler ve her Türk evi gibi hürmetle içeri alındılar. Her ikisi de ayakta durarak tercüman Yontof vasıtası ile şu tebliği yaptılar:

“- Hükümeti fahimemden (büyük,onurlu) aldığım emir uyarınca yirmi dört saat içinde şehri terk edeceksiniz. Ailenizin iaşesini ve sizin bütün masraflarınızı devletim taahhüt eder.”

Konsolos şapkasını bile çıkarmamıştır. Emin Bey bu söze cevap vermeden önce Konsolosun başındaki şapkasını işaretle :

“- Şapka giyen medeni milletlerde en büyük ve başta gelen nezaket kuralı, bir eve girince şapkayı çıkarmaktır. Konsolos Efendi şapkanızı çıkarınız, çünkü evimdesiniz.” (Konsolos şapkayı çıkarmıştır).

Ondan sonra Komutana hitap eden Emin bey, her zaman dillerde destan olan şu mertçe sözleri söylemiştir:

“- Size gelince komutan, cevabım şudur: Burası Türk toprağıdır. İşgal diye böyle hava kararırken gizlice bir şehre çıkmaya denmez. Bir şehri işgal etmek için mal sahibinin ya rızası alınır veya cesedi çiğnenerek girilir. Tarihler bunu böyle yazıyor onun için biz sizleri “işgal kuvveti” değil, her zamanki gibi ayağa kalkıp gidecek misafir olarak görüyoruz. Bana gelince: Ben Türküm, burası Türkiye ve evim de Türk toprağıdır, beni buradan hiç bir kuvvet çıkaramaz, her türlü tecavüzü silahla karşılayacağım.”

Çeşitli memuriyetlerde görev alan Bu yüzden işgal komutanlığı tarafından “24 saat içinde şehri terk etmesi” bildirilmesine rağmen, Mehmet Emin Efendi “Kim, kimi evinden kovuyor?” diye bu emri umursamadığı için, Mehmet Emin Bey tutuklanarak, Giritli Zeki Bey ile birlikte Antalya İskelesi'nde demirlemiş olan bir savaş gemisine götürülüp gözaltına alınır. Daha sonra Rodos'taki bir hapishaneye gönderilir.

Bir süre sonra İzmir'i Yunanlılar işgal edince İtalyanlar, Türklerle olan politikalarını değiştirmiş görünerek Mehmet Emin ile Zeki'yi İzmir'e götürüp serbest bıraktılar. İzmir, Denizli ve Burdur'da gizli sürgün hayatı yaşadıktan sonra, ancak İtalyanların Antalya'dan çekilmeleri üzerine bir buçuk yıl sonra Antalya'ya dönebilmiştir.

Bundan sonra Emin Bey'i ticari hayatta görüyoruz. Meclisi umumi ve diğer üyeliklerden tamamen çekilerek ticarete atılmışsa da bu işin kendine uygun bir meslek olmadığını anlayarak 1338 (1922) yılında evini barkını rehine koymak suretiyle matbaasını kurmuş ve yine İtalyan propagandası ile savaşmak için 9 Eylül 1922'de Antalya Gazetesi'ni çıkarmaya başlamıştır.

Bundan sonra Mehmet Emin Bey yılmaz, eğilmez, doğruya destek, eğriye düşman bir gazeteci olmuştur. Soyadı Kanunu çıkınca Ailesi (Adıson) soyadını almışlardır. Ankara Hükümeti'nce kendisine teklif edilen Milletvekilliğini bile “Ben burada da vatana hizmet ediyorum” diyerek kabul etmeyip, 1 Haziran 1928 günü aşırı yorgunluktan hastalanıp ölünceye kadar, altı yıl tek başına günlük bir gazeteyi çıkarmayı büyük bir azimle sürdürmüştür.1 Haziran 1928 günü İstanbul Tıp Fakültesi tedavi servisinde hayata gözlerini kapayan Mehmet Emin Adıson'un mezarı İstanbul Karaca Ahmet mezarlığındadır.

MAZLUM ADISON
Mazlum Adıson 1905 (1321) yılında Antalya'da doğdu. İlkokulu Feridiye'de (Galip hoca, Tatlı Hafız ve Fatin Dalaman'ın babası Süleyman hocadan) okudu. Sonra Anbarlı Rüşdiyesine geçti. İdadi, sultaniye (liseye) döndükten sonra 1923 yılında ortaokulu bitirdi. Ağabeyi Nurettin Adıson İstanbul lisesini bitirmiş, Tıp Fakültesine kaydolmuştu. Tatil dönüşü Mazlum'u Eczacılığa İstanbul'a götürüp kaydettirmişti. Mazlum ilk yılını istekle okudu. Fakat nedense Eczacı mesleğini beğenmedi. Sonra Tarım Bakanlığı hesabına Şarap ve Konservecilik tahsili için Almanya'ya gitti. 1928'de de tahsilini bitirip Antalya'ya geri geldi. Fakat arkasından babası Mehmet Emin Bey öldü. Tarım Bakanlığının Mazlum'u çalıştıracak bir tesisi de olmadığından o da açıktaydı.

Mehmet Emin Bey'in 1 Haziran 1928 tarihinde vefatı ile gazete yayın hayatına son verdi. Çünkü Mehmet Emin bey, 1922 yılında çıkarmaya başladığı bugünkü Antalya Gazetesi yüzünden büyük bir borç bırakmıştı. Mazlum Adıson, matbaanın başına geçerek baba yadigarı Antalya Gazetesini çıkarmayı sürdürmek istedi. Fakat parasal sıkıntılar buna olanak vermedi. Mehmet Emin Bey'in ‘Antalya' adlı gazetesi 12 yıllık aradan sonra dönemin Antalya Valisi Fuat Baturay ve Milletvekili Rasih Kaplan'ın destekleri ile Mehmet Emin Bey'in küçük oğlu Mazlum Adıson, matbaanın ve gazetenin yönetimini üzerine aldı. Gazete, 7 Ağustos 1939 tarihinde yeniden yayına başladı. Bir ara matbaa ve gazetenin idaresini ağabeyi Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurettin Bey aldıysa da, bu fazla uzun sürmedi, Mazlum Adıson yine işinin başına döndü.

Gazetenin yeni sahibi Mazlum Emin Adıson, babası Mehmet Emin bey gibi, korku bilmeyen bir kişiliğe sahipti. İnsanları severdi. Çalışanları ödüllendirir, başarıyı alkışlardı. Sert görünümünün altında iyilik-merhamet sevgisi yatardı. Hiçbir şeyi duygu istismarı yapmaz, yapanlara da kızardı.

Bu işe, büyük bir istekle sarıldı. Zamanla çok yorgun ve bitkin hale geldi. Düzenli uyku ve yemek zamanları yoktu. Arkadaşlarının ve doktorların kesin istirahat tavsiyelerine bile kulak asmazdı.

Mazlum Adıson 1936 yılında evlendi ve iki çocuk babası oldu. On yıl sonra eşinden ayrıldı ve 1957 yılına kadar 14 yıl tek başına yaşadı. Evde artık kimse kalmamıştı. 1949'da büyükanne, 1953'de de annesi vefat etmişti.

Artık lokantada veya matbaada yemek yiyor; çok geceler evine gitmeyip matbaadaki sedirde yatıp uyuyordu. Günlerini loş odasında, elektrik ışığı, sigara dumanı altında geçiriyordu. Vücudu bol güneş ve temiz havaya hasretti. Günde yirmi saatten fazla süren bedeni ve fikri didinme, parasal sıkıntı, onca mahkemeye verilişler; matbaasının talan ve hasarı; hatta hapis yatması onun düşünce ve iradesinde hiçbir değişiklik yapmadı. Bildiği doğruları söylemekten hiç çekinmedi.

Otuz beş yıl CHP'nin ön saflarında çalışan Mazlum Adıson, partisine son nefesine kadar körü körüne bağlı kaldı. Düşüncelerini çekinmeden açıkça dile getirmekten de korkmadığı için, özellikle DP iktidarı zamanında çekmediği kalmadı.

O zamanlar DP'li iki bakanın arkadaşı olan ağabeyi Nurettin Adıson, bir gün Ankara DP Genel merkezinde ziyaretlerine gittiğinde ona dert yanmışlar. Demişler ki, “Mazlum Bey'in partimize geçmeyeceğini katiyetle biliyorum. Lehimize de yazı yazmaz. Bunu da istemiyoruz. Ne olur bu şekilde aleyhimizde ver yansın etmesin. Ne kadar sıkıntıda olduğunu biliyoruz. Söz versin şimdi hemen ona 25 bin liralık çek verelim. Kardeşi odadaki telefondan Mazlumu aramış. Nereden ve kimlerin yanından telefon ettiğini ve cazip tekliflerini söylemiş. Mazlum'dan aldığı cevap şu olmuş: “Ağabey, o efendilere söyle: ben daha satılığa çıkmadım” deyip telefonu kapamış.

Evet Mazlum partisine körü körüne bağlıydı. Seçim zamanı elindeki son olanakları harcar. Bunun karşılığında da hiçbir şey istemezdi. Ona göre CHP Atatürk demekti. Onun için her şey yapılırdı.

Mazlum Adıson, küçücük yaşından beri matbaanın makinaları arasında yaşayan ve otuz yıldır kendisine destek ve yardımcı olan eşi Havva Taner ile 1958 yılında evlendi.

Savunduğu fikirlerden dolayı gazetesi kapatılan ve üç kez uzun süreli gözetim altında kalan Mazlum Emin Adıson'a karşı fedakarlık örneği göstererek, yayını durdurmayan, cezaevinde onu yalnız bırakmayan eşten çok bir anne şefkati gösteren eşi Havva Adıson'du. Mazlum Adıson 24 Şubat 1967 günü öldüğünde, nöbeti devralan eşi Havva Adıson, çok güç şartlarda ara vermeden gazete yayını sürdüren Anadolu Basını'nda tek kadındı.

Havva Adıson'un ölümünden sonra, gazetenin sahipliği sırayla Emeti Emel ve Nigar Sevgi Taner kızkardeşlere geçti. A. Raşit ve Düriye'nin çocukları olarak dünyaya gelen kızkardeşlerden 1933 doğumlu E. Emel Taner 28.12.1961 tarihinde Antalya Gazetesi'nde gazeteciliğe muhabir olarak başladı. Antalya Gazetesi'nin sahipliğini de yapan, Sürekli Sarı Basın Kartı sahibi Emeti Emel Taner, 25.9.1993 tarihinde vefat edince, Antalya Gazetesi'nin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü 27.3.1968 tarihinden beri aynı gazetede muhabir olarak çalışan 1935 Antalya doğumlu kız kardeşi Nigar Sevgi Taner oldu. Gazetesinde yazdığı “Fiskeler” köşesi ile dikkat çeken ve sarı basın kartı sahibi N. Sevgi Taner, Antalya Gazetesi'nin bugünlere taşınmasında büyük bir emek verdi.

N. Sevgi Taner, 2000 yılında kendini emekliye ayırınca, Antalya Gazetesi'nin yönetimini uzun yıllar mesai arkadaşlığı yaptığı Ekrem Şen'e devretti. Bugün sahip ve genel yönetmenliğini Ekrem Şen'in yaptığı Antalya Gazetesi'nde Sorumlu Yazıişleri Müdürlüğü'nü Yusuf Demir; Haber Müdürlüğünü Kubilay Eldemirci; spor ve edebiyat sayfaları yönetmenliğini Selahattin Yetgin yapmaktadır.

ANTALYA'DA ÇIKAN DİĞER GAZETELER

ZÜMRÜTOVA GAZETESİ
21 Aralık 1927 günü; Antalya'da Sahibi ve sorumlu Müdürü M. Enver Bey'in olduğu Zümrütova Gazetesi çıktı. Pazar ve Salı günleri çıkan gazete 3 kuruştan satılmaktaydı. 1930 yılına kadar yayımlanan gazetenin sahibi ve müdürü M. Enver Bey, Antalya basın tarihinde de bir ilke imza atacaktı. 1930 belediye seçimleri öncesinde, 1927'de kapanan Antalya gazetesinin isim hakkı kullanılarak, yayımlanmakta olan Resmi Antalya gazetesinin yanında, Enver Bey'in mesul müdürlüğünde birkaç sayılık Antalya gazetesi yayımlanmıştı. Bu gazete Cumhuriyet Halk Fırkası'nın rakibi olarak seçimlere katılan Serbest Cumhuriyet Fırkası'na karşı propaganda amaçlı çıkarılan bir seçim gazetesi olarak, Antalya'da ilk olma özelliğini taşıyordu.

Antalya'da ayrıca aylık 1927 yılında yayımlanmaya başlayan Ticaret Mecmuası, 22 sayı yayımlanan ve 1 Eylül 1938'de parasal güçlükler nedeniyle kapanan Çağlayan Mecmuası (28.11.1935), Sıtkı Tekeli tarafından 1943 yılında tekrar yayın hayatına döndürülmüşse de ancak 13 sayı çıktıktan sonra ertesi yıl kapanmıştır. İnci (28.11.1935) Mecmuasının yayını da çok kısa süreli olmuştur.

ATAYOLU GAZETESİ

Ethem Ağva, Ahmet Şevki Zaman, Ömer Hakkı Göksoy, Mehmet Ali Gönen, Hasan Abalıoğlu, Mustafa Korkut gibi Antalya'nın ileri gelen kişileri aralarında 11.000 lira toplayarak Atayolu Matbaası'nı kurdular ve 1953 yılı Mayıs'ında günlük Atayolu Gazetesi'ni çıkarmaya başladılar. Sahibinin Etem Ağva, Yazı işleri ve Genel Yönetmenliğini Osman Şan'ın yüklendiği, Baş yazarının Osman Akçan olan bu gazete, 1954 seçimleri arifesinde CHP'nin resmi olmayan bir organı gibi çıktı. CHP 1954 seçimlerini kaybedince gazete de 1954 Mayıs ayında yayınına son verdi.

ŞELALE GAZETESİ

Sadrettin Tunca'nın Şelale Gazetesi 8 Ocak 1947'de kuruldu ve Antalya basın hayatında önemli bir yer kazandı. Şelale Gazetesi Sadrettin Tunca'nın ölümünden kısa bir süre vnce yayın hayatına son verdi.

İLERİ GAZETESİ
1946 yılında Antalya'da Demokrat Parti kurulunca, Parti İl Başkanı Ahmet Tekelioğlu, Tevfik Türel ile birlikte, İleri Matbaa'sını ve İleri Gazetesi'ni (21.1.1949) kurdular Sahipliğini Serçin Türel'in yaptığı gazetenin başına Tevfik Türel'in oğlu Suphi Türel'i getirdiler. O yıllarda Suphi Neşet Türel, gencecik bir delikanlı idi. Suphi'nin çok genç oluşu bazı kimselerde, işin başarısı açısından tereddütler uyandırmıştı. Suphi, kısa zamanda başarılı oldu. O doğuştan gazeteci idi. 1946-1950 arasında, İleri Gazetesi, Antalya'nın toplumsal ve siyasal yaşamına büyük hizmetler yapmıştır. Vali Sadri Akan'ın aşırı baskıcı idaresine, Suphi Türel ve Çarıklı takma adıyla yazılar yazan İhsan Ataöv gözlerini daldan budaktan esirgemeden karşı çıktılar ve halkın takdirini kazandılar. Bugün Antalya'da Enterteyp teknikle yayımını sürdüren gazetenin sahibi Serçin İnci Türel, genel yayın yönetmeni Musa Şimşek, sorumlu Yazıişleri Müdürü Berrin Türel'dir.

HÜRSES GAZETESİ
Kurucusu, Sahibi ve Genel Yayın Müdürü Ömer Naci Uğural'ın olduğu Hürses Gazetesi ilk kez 24.12.1957 tarihinde Elmalı'da yayın hayatına başladı. Nisan 1959 ayında Antalya'ya taşınan; o günden bu güne aralıksız yayınını sürdüren ve 30 Ağustos 2002'de ofset baskıya geçen gazetenin bugünkü sorumlu yazı işleri müdürü Gönül Uğural, Haber Müdürü Orhan parmaksız'dır.

HAMLE GAZETESİ
Mesut İnci'nin sahipliğini, Sorumlu Yazıişleri Müdürlüğünü Av. Ekrem Şanlı ve Yazıişleri Müdürlüğünü Eyyup Aydın'ın yaptığı haftalık Hamle Gazetesi 1 Ocak 1972 tarihinde yayın hayatına atıldı. Yüz bir sayı çıktıktan sonra, 20 Kasım 1974'te kapandı.

SARMAŞIK GAZETESİ

Antalya'nın ilk renkli haftalık magazin içerikli Sarmaşık Gazetesi Nisan 1981 tarihinde haftalık olarak Abdülkadir Kalender tarafından yayınlandı ve Eylül Ekim ayında Yasemin Gazetesi olarak sürdürdü. Basında ilk kez yasemin kokulu gazete olan Yasemin Gazetesi'nin yayın hayatı bir yıl sürdü.

YENİ İLERİ GAZETESİ
Yeni İleri: Menderes Türel'in sahipliğini yaptığı Yazıişleri Müdürlüğü'nü İbrahim Akkaya ve Genel Yayın Yönetmenliğini Abdülkadir Kalender'in yaptığı Yeni İleri Gazetesi 1 Nisan 1987 tarihinde yayın hayatına atıldı. Renkli olarak ve oldukça içerikli olan bu yerel gazete, 15 Aralık 1989 tarihinde Bülent Eyilik tarafından satın alındı. Genel Müdürlüğünü Menderes Türel'in sürdürdüğü ve Genel Yayın yönetmenliğini yine Abdülkadir Kalender'in yaptığı gazeteyi çıkarmak için Bursa Hakimiyet Gazetesi'nden Mehmet Ali İncioğlu, Bursa Olay'dan Tayfun Çavuşoğlu, İzmir Yeni Asır'dan Kurtuluş Babalıoğlu getirildi. Ancak bu kişiler birkaç ay sonra gazeteden ayrıldılar. Uzun süre sorumlu yazıişleri müdürlüğünü Ahmet Dökdök'ün yaptığı ve günlük olarak yayımını sürdüren gazetede bugün; genel müdür ve genel yayın yönetmeni Mehmet Yönden, Sorumlu Yazıişleri Müdürü Ali Tongülüs ve Haber Müdürü Simru Silahtaroğlu'dur.

07 GAZETESİ AKDENİZ SAHİL GAZETESİ
1994 yılında Sabri Altun tarafından çıkarıldı. 1995 yılında kapandı.

15 Eylül 1993 tarihinde Mehmet Kesim sahipliğinde yayın hayatına giren 07 Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü İbrahim Akkaya idi.Kendi tesislerinde 2003 yılında ofset olarak çıkan 07 Gazetesi, 2004 yılında 07 Medya Grubu olarak iş adamı Sedat Çolak tarafından satın alındıktan sonra birkaç ay çıkmış ve yayınına ara verilmiştir.

SON HABER GAZETESİ

20 Nisan 1987 tarihinde yayın hayatına başlayan Orhan Tolunay'ın sahibi olduğu gazetenin; bugün Genel Yayın Yönetmeni Ömer Ali Yetkin, Sorumlu Yazıişleri Müdürü Oğuz Demir'dir.

ANTALYA EKSPRES GAZETESİ
12 Aralık 1982 tarihinde Cevat Alp tarafından çıkarılan ve 1987 yılında ofset baskıya geçen gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü Eyyüp Aydın, Haber Müdürü Vedat Özkeleş'di. 1 Temmuz 1997 tarihinden itibaren yeni sahibi Arif Aslan olan Antalya Ekspres gazetesinde genel yayın yönetmeliği ve sorumlu Yazıişleri Müdürlüğünü İbrahim Akkaya yürütüyordu. 2001 yılından itibaren Hüseyin Demirtaş sahipliğinde yayımlanan gazetenin Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Haşmet Öyken'dir.

AKDENİZ ATILIM GAZETESİ
Mustafa Kıvrak'ın sahibi olduğu ve 11 Ağustos 1995 tarihinde ilk sayısı çıkan Atılım Gazetesi, Antalya'da ilk kez Web-Ofset tekniği ile günlük olarak basılmaya başlandı. Genel Yayın Yönetmenliğini Prof. Dr. Çetin Yetkin'in üstlendiği gazete, yedi aylık hazırlık dönemi ile sektöre çok iddialı girmişti. Sorumlu Yazıişleri Müdürü Haluk Üncel'in başkanlığında yürütülen gazetenin kırk kişi gibi geniş bir kadrosu vardı. Ayrıca gazetenin köşe yazıları kadrosunda Çetin Yetkin, Emin Değer, Fikret Otyam, Toktamış Ateş, Deniz Som, Seyfettin Turhan gibi Türkiye'nin ünlü yazarları yer alıyordu. Antalya, Alanya, Burdur, Isparta, Afyon ve Fethiye temsilcilikleri bulunan Akdeniz Atılım gazetesi, bu yerlerde satılıyordu. 3 Temmuz 1999 tarihinde yayın hayatına son veren gazete, dört sayfa spor ilavesi vererek Antalya'da bir ilki başlatmıştı.

AKDENİZ HABER GAZETESİ
Sahipliğini Safinaz Özgünsür'ün yaptığı gazete 4 Aralık 1997 tarihinde yayın hayatına başladı. Genel yayın müdürü Abdullah Yalçın; sorumlu yazıişleri müdürü Erkin Özgünsür; haber müdürü İsa Kavlak'tır.

ANTALYA KÖRFEZ GAZETESİ

Sahibi ve sorumlu yazıişleri müdürünün Rasim Gündüz olduğu Körfez Gazetesi ilk kez 9 Temmuz 2003 tarihinde haftalık ve renkli olarak yayınlanmaya başladı. Genel yayın yönetmenliğini Ali Orhan'ın ve haber müdürlüğünü İdris Özyol'un yaptığı gazete 8 mart 2004 tarihinde günlük olarak yayınlanmaya başladı.

ANTALYA EKONOMİ
Sahipliğini Safinaz Özgünsür'ün yaptığı gazete 7 Mart 1997 tarihinde yayın hayatına başladı. Genel yayın müdürü Erkin Özgünsür ; sorumlu yazıişleri müdürü Ferudun Özgünsür'dür.

ANTALYA GÜNDEM GAZETESİ
Sahibi A. Cem Çon ve Hasan Bayır; ve sorumlu yazıişleri müdürü Hidayet Gültekin, genel yayın yönetmeni A. Cem Çom ve Hasan Bayır; haber müdürü Aslı Çom olan Antalya Gündem Gazetesi, ilk kez 31 Aralık 2001 tarihinde yayınlanmaya başladı.

GAZETE BİR
Sahibi Cemal Keseroğlu, Sorumlu Yazıişleri Müdürü Nevriye Uğurluel olan gazete 19 Mayıs 1999 tarihinde haftalık olarak yayına başladı. 4 Şubat 2002 tarihinden itibaren yayınını günlük olarak sürdürmektedir.

AKDENİZ MEYDAN GAZETESİ
Hüsnü Köksal olan gazete 19 Mayıs 2003 tarihinde yayına başladı.

AKDENİZ MANŞET GAZETESİ
Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Murat Çiçek; Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Akkurt; Haber Müdürü Dilek Bozkurt Özgenç olan Akdeniz Manşet Gazetesi 19 mayıs 2001 tarihinde haftalık olarak yayına başladı ve 13 Ocak 2003 tarihinden itibaren günlük yayına geçti.

AKDENİZ BAKIŞ GAZETESİ
Sahipliğini Mehmet Aydın'ın; Genel Yayın Yönetmenliğini Sedat Temel'in yaptığı Bakış Gazetesi 13 Ocak 2003 günü haftalık olarak yayın hayatına başladı ve 29 Aralık 2003 tarihinde günlük yayına geçti. Sorumlu yazı işleri Müdürü Umut Özen; Haber Müdürü Hasan Çoşkun'dur.

BEYAZ GAZETESİ
Sahibi ve Genel yayın Müdürlüğünü Ahmet Dökdök'ün yaptığı Beyaz Gazetesi, 4 Ağustos 2003 tarihinde yayın hayatına başladı. Gazetenin Yazıişleri Müdürü Emel Temel; Haber Müdürü İbrahim Akkaya'dır.

AKDENİZ GERÇEK GAZETESİ

Sahibi Ahmet Başkaya, Sorumlu Yazişleri Müdürü Adnan Çoban, Haber Müdürü Songül Hoçanlı olan Gerçek Gazetesi 24 Mayıs 2004 tarihinde yayın hayatına başladı.

ANTALYA'DA YEDİGÜN GAZETESİ
Sahibi A.Cem Çom, Yazıişleri müdürü Nihat Toklu olan bu haftalık gazete 30 Haziran 2004 tarihinde yayın hayatına başladı. Yayın hayatı kısa süren gazete ikinci yayınında kapandı.

YENİGÜN GAZETESİ
Yenigün Gazetecilik adına imtiyaz sahibi Zülfikar Şenderen, Yayın Koordinatörü Mustafa Koç, Yazıişleri Müdürü Fatih Gürbüz, Sorumlu Yazıişleri Müdürü Rıza Kaygısız olan Yengün Gazetesi 24 Ocak 2005 tarihinde yayın hayatına başladı.

AKDENİZ KENT HABER GAZETESİ
İlk Olarak Zülküf Akpınar'ın imtiyaz sahipliğini yaptığı gazete 10 Ocak 2005 Pazartesi günü yayın hayatına başladı. Gazetenin Genel yayın müdürlüğünü Ali Orhan, Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de A.Aşkın Eriş yürüttü.İleriki yıllarda Gazetenin İmtiyaz sahipliğini Yasemin Can üstlenirken, Genel Yayın Müdürlüğünü Ejder Hatipoğlu, Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü ise yine H.Aşkın Eriş sürdürmektedir.

KİTLE GAZETESİ
Ramazan Kalkan'ın sahipliğini üstlendiği gazetenin Genel Yayın Yönetmenliğini Ramazan Kalkan, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Nalan Kalkan, haber Müdürlüğünü de Ahmet Ay yürütüyor. Gazete 22 Şubat 2005 tarihinde yayın hayatına başladı.

Bu arada Ekim 1987 ayında günlük olarak Hürriyet Gazetesi'ne ek olarak verilen Hürriyet Akdeniz ilavesini, 1993 yılında Sabah Akdeniz, 1997 yılında da Milliyet Akdeniz ekleri izlemiştir. Bu ekler, 2001 yılında kriz gerekçe gösterilerek kapatılmış; Hürriyet Akdeniz (2001); Sabah Akdeniz (18 Şubat 2004), Akşam Akdeniz (16 Şubat 2004) ve Milliyet Akdeniz (Haziran 2004) ilaveleri tekrar yayın hayatına geçmişlerdir. Antalya ilçelerinde de toplam 20 günlük gazete yayın hayatını sürdürmektedir. Yaygın basın gazetesi olan Sabah Gazetesi ise, pilot bölge olarak seçilen Antalya Bölgesi'nde 7 Ocak 2005'ten itibaren Antalya, Burdur, Isparta illerini içine alan, bir bölgesel gazete olma deneyimini sürdürmektedir.

Yaygın ve yerel basının tam bir sentezinin yaşandığı Antalya'da, yaygın basın kuruluşlarımızdan Hürriyet - Milliyet ve yan yayınlarının basıldığı Doğan Prenter Center, Sabah ve yan yayınlarının basıldığı Sabah Tesisleri, Türkiye Gazetesi Tesisleri faaliyet göstermektedir. Kent merkezinde Sabah, Hürriyet, Milliyet, Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Star, Türkiye Yeni Asya, Zaman gazeteleri ile Anadolu Ajansı, İhlas Haber Ajansı, Cihan Haber Ajansı haber ve ilan büroları ile NTV ve TRT'nin haber Bürosu bir bürosu bulunmaktadır.

Yaygın basın kuruluşlarının tesislerinde basılan gazeteler Antalya dışında Isparta, Burdur ve Afyon illeri ile Muğla'nın Fethiye ilçesine gönderilmekte, gazetelerin ve ajansların haber ağını da bu iller oluşturmaktadır. Antalya'da Türkiye'nin iki büyük Gazete Dağıtım Şirketleri Yay-Sat, Dünya Süper Dağıtım, Merkez Dağıtım ve Star Dağıtım'ın Bölge Müdürlükleri ve bayilikleri bulunmaktadır. Bu arada Hürriyet ile Sabah Gazetelerinin ortak kurdukları dağıtım şirketi Bir-Yay 1994 yılında bu ortaklığın bitmesi ile kapanmıştır.